Ahu Türkpencenin bu sahnedeki performansını çok beğenmiştim. O kadar doğal ve tanıdık gelmişti ki o kadın bana. Sevdiğini beklerken güzel görünüp-görünmediğinden bir türlü emin olamayan, sürekli üstüne-başına bakan, garsona ne deyeceğini bilemeyen, tedirgin kadın. Bir de karakterindeki nefret ettiği özelliğinden konuşurken gözyaşlarını tutamayan ve bu yüzden de onları sinirle silen kadın. Ben orda hem de bir az kendine güvenini kaybetmiş bir kadını görmüştüm. Ve belki de garip seslenicek ama bir anne görmüştüm. Aşık olduğu adamı terk edip gitmiş, senelerce onun hayaliyle ve hatıralarıyla yaşamış, hiçbir başka erkeğe o gözle bakamamış, kendini beğendirme çabasında hiç bulunmamış, bir kadın olarak kendini unutmuş ve bu yüzden de şimdi Yunusun karşısında hala özgüven sorunu yaşadığını ve bunun bir süre devam edeceğini düşünmüştüm. Onda neden hem de bir anne gördüğümü şöyle şöyle izah edebilirim: "iki dakika önce salağın tekinin bi silah alıp emreye dansöz kiyafeti giydirdiğni söyledin, üstelik kamerayada çekmiş..Şimdi ben bunu biliyorum ve bu yemeği yiyemiyorum.." derken sanki kendi çocuğunun başına böyle şeyler gelirse naparım diye çok hassaslık gösterdiğine inanmıştım. Tabi ki bu tepkisini yadırgamamıştım, bu durumu böyle karşılamak için illaki anne olmak gerekmiyor. Ama sanki insan daha genç olduğunda, hayatında ondan asılı olan, onun tarafından korunmasına ihtiyacı olan birileri henüz olmadığında sanki daha kolay karşılaya biliyor. "Yani böyle şeyler olduğu zaman ben hayatıma devam edemiyorum..böyle şeyler olduğu zaman hayatıma devam edemiyorum.." bunları söylerken ben de Kerimanla birlikte ağlamıştım. Aslında burda kendine ne kadar kızgın olduğu belli oluyordu. Sanki kendi-kendine isyan ediyordu: "neden böyleyim ben? neden daha güçlü değilim? keşke daha güçlü, daha cesur ola bilseydim. o zaman bunlar gelmezdi başıma" diyor sanki.
Ahu Türkpencenin bu sahnedeki performansını çok beğenmiştim. O kadar doğal ve tanıdık gelmişti ki o kadın bana. Sevdiğini beklerken güzel görünüp-görünmediğinden bir türlü emin olamayan, sürekli üstüne-başına bakan, garsona ne deyeceğini bilemeyen, tedirgin kadın. Bir de karakterindeki nefret ettiği özelliğinden konuşurken gözyaşlarını tutamayan ve bu yüzden de onları sinirle silen kadın.
YanıtlaSilBen orda hem de bir az kendine güvenini kaybetmiş bir kadını görmüştüm. Ve belki de garip seslenicek ama bir anne görmüştüm. Aşık olduğu adamı terk edip gitmiş, senelerce onun hayaliyle ve hatıralarıyla yaşamış, hiçbir başka erkeğe o gözle bakamamış, kendini beğendirme çabasında hiç bulunmamış, bir kadın olarak kendini unutmuş ve bu yüzden de şimdi Yunusun karşısında hala özgüven sorunu yaşadığını ve bunun bir süre devam edeceğini düşünmüştüm.
Onda neden hem de bir anne gördüğümü şöyle şöyle izah edebilirim: "iki dakika önce salağın tekinin bi silah alıp emreye dansöz kiyafeti giydirdiğni söyledin, üstelik kamerayada çekmiş..Şimdi ben bunu biliyorum ve bu yemeği yiyemiyorum.." derken sanki kendi çocuğunun başına böyle şeyler gelirse naparım diye çok hassaslık gösterdiğine inanmıştım. Tabi ki bu tepkisini yadırgamamıştım, bu durumu böyle karşılamak için illaki anne olmak gerekmiyor. Ama sanki insan daha genç olduğunda, hayatında ondan asılı olan, onun tarafından korunmasına ihtiyacı olan birileri henüz olmadığında sanki daha kolay karşılaya biliyor.
"Yani böyle şeyler olduğu zaman ben hayatıma devam edemiyorum..böyle şeyler olduğu zaman hayatıma devam edemiyorum.." bunları söylerken ben de Kerimanla birlikte ağlamıştım. Aslında burda kendine ne kadar kızgın olduğu belli oluyordu. Sanki kendi-kendine isyan ediyordu: "neden böyleyim ben? neden daha güçlü değilim? keşke daha güçlü, daha cesur ola bilseydim. o zaman bunlar gelmezdi başıma" diyor sanki.