9 Nisan 2014 Çarşamba

Vicdan - Senaryo (Azadali ) 2.bölüm.. 2.kısım

Daha fazla bakamadı o gözlere. Hemen Yunusun arkasına geçip aceleyle giyinmeye başladı.
Yunus iki eliyle yüzünü kapatıp sonra onları sakallarına çekti. Keriman üzerini giyinmişti artık. Ne yapacağını bilmiyordu.
Aniden yatağı toplamaya başladı. Neden bunu yaptığını bilmiyordu. Kaçmak isteyip de bunu gafleten yapamadığı için mi, yoksa ağlamamak için direndiğinden mi, bilmiyordu. Ama o anda birşeyler yapmak ihtiyacı duyuyordu. Yunus ayağa kalkıp ellerini cebine koyarak Kerimana doğru adımladı.
Telaşla yatağı toplamakda olan kadına baktı. Yaklaşıp bir eliyle sanki "dur, yapma" dercesine onun kolundan tuttu. Keriman elindekini bırakıp dikeldi, ama yine başını kaldırıp bakamadı o yeniden yıktığı gözlere.
Yunus artık onun gözlerini göremeyeceğini anlayıp pes etti:
- Can mı? -diye sordu nihayet...

Keriman evet anlamında başını salladı. Yanaklarından iki damla yaş süzüldü...
Daha önce bir kez Kerimanın evinde Canla karşılaşmıştı Yunus. Gizemler onu Kerimana bırakıp İstanbuldaki akrabalarının taziyesine gitmişlerdi. O gün hissetmişti o çocuğa farkl davrandığını. Aklının bir köşesinde bu ihtimale yer vermemiş değildi ama kovmuştu bu düşünceleri. Belki de inanmak istememişdi.
Daha fazla dayanamayıp kapıya yöneldi Keriman. Yunus sakince onun önüne geçti.
- Yunus, lütfen, izin ver gideyim. Bak söz veriyorum, hiçbir yere kaçmayacağım. Evime gidiyorum. Sana zaman vermek istiyorum, düşünmeye ihtiyacın var. Nolur, bırak gideyim evime - ağlıyordu Keriman.

Yunus başını hafif yana çevirip sakince bir adım sağa geçti. Keriman çıktı. Adam yüzünü yana çevirip çaresiz bakışlarla az önce dağınık olan yatağa baktı. Sanki anılarını koruyormuşcasına örtmüşdü üzerini Keriman.

Taksiye bindiğinde çok üşüyordu. Keriman. Şuan en çok ihtiyacı olduğu şeyi bırakıp gidiyordu - Yunusun huzurlu kollarını. İyice kapattı önünü. Şimdiden özlüyordu onu. Kokusunu hala hissedebiliyordu üzerinde.

Nasıl da farketmişdi sezeryanın artık solmuş izini. Masumca sormuştu "bu ne zaman oldu" diye.

Bebeğini doğurmaya gücü yetmemişdi. Çok zor bir hamilelik geçirmişti. Manevi ve fiziksel olarak çok güçsüzdü. Doğumun en kritik anında kendini kaybetmişti. Doktorlar bebeğin hayatını kurtarmak için acil ameliyyata almışlardı onu.

Gizemden kaynaklanan nedenlerle çocuk yapamıyorlardı Müfitle. Kocasını çok seviyordu kadın, hatta bu yüzden ayrılmak istiyordu ondan, adam evlatsız kalmasın diye. Keriman o zaman bebeğine veremeyeceği anne sevgisini Gizemin verebileceğini düşünmüştü. O ruh haliyle vermişdi bebeğini Gizemlere. Düşündüğü gibi de olmuşdu. Çok iyi bir anne-baba olmuşlardı Cana bu çift.
 Zamanla Keriman da Cana olan duygularına serbestlik vermişti, hatta bir dönemden sonra ailenin bir ferdine çevrilmişti. En az haftada iki kez ziyaretlerine gider, boş zamanlarını Canla geçirmeye özen gösterirdi. Bir işi olduğunda, ya da bir yerlere gitmek gerektiğinde hep ona bırakırdı Gizem oğlunu. Buyurken her adımına tanık olabilmişdi Keriman onun. Yürümeye ve konuşmaya başladığında onlarla birlikte sevinmişti. Can çok mutlu bir çocukluk geçiriyordu. O yüzden kıyamamışdı bu ailenin dağılmasına Keriman. Müfitin kendisine olan duygularından haberdar olur-olmaz terketmişti Samsunu.

5 gün geçiyordu onun gidişinden. Ama Yunus hala o yatağı açamamışdı. Öylece üzerinde uyurdu. Daha doğrusu uyumaya çalışıyordu. Nimetin de iznini uzatmıştı. Dolaşıyordu yalnız başına.

O gün yine akşama doğru özlemi göğsünü deliyordu. Şuanki özlemiyle öncekini kıyaslayamıyordu bile. Başka birşeydi bu, daha dayanılmazdı.
Dışarı çıktı, arabasına yaklaştı. Bir an durup ona baktı. Kerimanı taksiden alırken bagajına bıraktığı bavulunun arabasında kaldığını hatırlamışdı.
Hemen bagajdan alıp eve getirdi bavulu. Bir süre baktı.
Ona ait birşeylere ihtiyacı vardı. Açtı bavulu, Kerimanın eşyalarına baktı, dokundu. Bazılarını kaldırdı. Altında mavi bir kutu vardı. Kutuyu aldı, açtı, ilk gördüğü kendisinin o zamanlar çektirdiği bir fotoğrafıydı.
Aldı, altındakilere bir-bir baktı, ne kadar uzaklara götürdü bu eşyalar onu... Göğsündeki acı artıyordu baktıkça. Hiçbir zaman terketmemişdi onu Keriman. Hep yaşatmışdı kendi dünyasında.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder