SENİ ÖZLÜYORUM
Uyanan ilk Yunus oldu. Bir süre Kerimanı izledi. Eskiden bu kadar da incecik değildi Keriman. Ama yine de çok güzeldi.
Yanaklarında uzun kipriklerinin gölgesini görmeyi ne kadar çok özlemişti. Yaşadıkları simasında izler bırakmıştı. Artık okuyabiliyordu o izleri.
Nece ki Keriman Yunusun yüzündeki izleri okudukça kahroluyordu. Sanki erken yaşlanmıştı Yunus. En çok ta gözleri belli ediyordu bunu. Ama yine de çok seviyordu bu yüzü. Bakarken insanı delicek kadar içine işleyen bakışlara sahipti kapkara gözleri. Çok derin bakardı Yunus.
Onun gözlerine bakarken yalan söylemek mümkün değildi.
Her zaman sezilebilen bir hüzün vardi bu yüzde. Sakalları sanki
hatıralarını taşıyordu. Acaba o hatıraları kaybetmemek için mi
kesmemişti onları? Yıllar sonra ilk karşılaştıklarında farketmişti bu
eşsiz ifadeyi güçlendiren ve sanki daha bir asilik veren değişikliyi.
Çok sevmişti...
Atletik yapıda biri değildi Yunus. Bir ressam havası vardı duruşunda. Ama yine de çok etkiliyordu kadınları. Etkilenmemek mümkün değildi zaten. Keriman bunu her zaman sezmişti.
Naifliğinden hiçbir şey kaybetmemişti Keriman. Yunus gençliğinden bugüne kadar arkadaşları, onların eşleri, sevgilileri arasında o kadar çok bencil kadına rastlamıştı ki. Erkeklerin kıskanclık yüzünden başlarını derde sokmasından gizlice hoşlanan, buna neden olabildikleri için kendileri ile gurur duyan kadınlar. Ama Keriman hiçbir zaman böyle biri olmamıştı. Kıyamazdı Yunusa, herşeyi içerlediğini, sırtladığını bilirdi. Çok sıcakkanlı, hassas, duygusal biriydi o.
Tüm bunları düşünürken açtı gözlerini Keriman.
- uyandırdım seni, uykuna devam et istersen - diye gülümsedi Yunus.
- artık uyumak istemiyorum.
- neden?
- sen neden uyumuyorsun? - diye Keriman da gülümsedi.
- seni izliyorum.
- işte o yüzden uyumayacağım - diya utangaç bir şekilde muzurluk yaptı Keriman.
- allah-allah... Gelsene - diyerek göğsünü gösterdi Yunus. Keriman yine o naif yüz ifadesiyle yaklaştı Yunusa. Başını onun göğsünün üzerine koydu. Yunus iki eliyle sıkıca sarıldı ona:
- kilo vermişsin?
- çok kötüyüm desene - diye buruşturdu yüzünü Keriman
- hayır ya, çok yakışmış, gerçekten.
- sen de zayıflamışsın - üzgün şekilde söyledi Keriman. 2 ay hapiste kaldığı belli oluyordu.
- e o kadar olucak tabi. Bakıcaksın artık canım bana.
Keriman başını kaldırıp Yunusa bir bakış attı. Yunus bu bakıştan sonra dikeldi. Keriman yeniden yastığa yattı.
Yunus ona birşey söylemek istiyordu ama kadının karnına dokunduğunda durdu. Parmağını karnının aşağısındaki izin üzerine gezdirmeye başladı. Bir an hiçbirşey anlamadan:
- bu ne zaman oldu? - diye sordu.
Keriman ne diyeceğini bilemedi. Yüzü aniden değişmişti. Çarşafa bürünerek kalktı.
Elini uzatıp sabah evden çıktığında gömleğinin üzerinden giydiği dizlerine kadar uzanan hırkasını aldı.
Üzerine geçirerek önünde birleştirdi. Kollarını göğsinde çaprazlayarak camın önüne geldi. Hava kararıyordu.
Günün bu saatini hiç sevmezdi. Sanki herşeyin söndüyü andı.
Kaç dakika geçti, bilmiyorlardı. Yunus pantalonunu giyinip Kerimanın arkasında yatağın kenarına oturmuştu.
Her an kötü birşey olabilirmiş gibi bir ifadeyle Kerimandan yanıt bekliyordu.
Keriman tüm cesaretini toplayıp yüzünü ona çevirdi. Gözlerinin içine bakıp:
- benim o pislikten bir çocuğum oldu, Yunus.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder