5 Nisan 2014 Cumartesi

Vicdan - Senaryo (Azadali ) 1.bölüm.. 3.kısım

Ve yine o soru...
Sadece bir kez sordu Yunus, ama Kerimanın kulaklarında saniyede bin kez yankılandı. Ve adam yine onun gözlerinin tam derinliklerine dikilerek sordu:
- Keriman, ... Neden gittin?

Sesi boğuk çıkıyordu Yunusun. Keriman söylemek istedi. Yemin edebilirdi ki söylemek istedi. Ama işte bu adamın gözlerine bakarak onu bir daha yıkmaya cesareti yetmedi. Yine denedi. Bu kez gözyaşları sel olup aktı. Dudaklarını aralayamadı. Elinde değildi. Birşeyler anlatmak isteyip de anlatamayan adamlar gibir başını sağa-sola çevirerek ağladı. Ama yine söyleyemedi.

Bir an Yunusun ellerinin gevşediğini hissetti. Evet bırakmışdı onun yüzünü. Başını aşağı salıp sakince çıktı evden. Umudu kesilmiş, omuzları bükülmüş, bir kez daha yıkılmış adam gitti.
Ve bu kez sondu diye Keriman yine pesetti. Bir kaç saniye önce kavuşmuşlardı, dudaklarının, nefesinin sıcaklığını hala hissediyordu, ama bitmişti işte. O gitmişti...

Yunus kararlıydı artık. Birşeyler olmuştu. Kötü birşeyler olduğu kesindi. Bunları düşünerek apartmanın kapısından çıktığında binanın karşısında yüzü yukarı birisi durmuştu. Önemsemeden arabasına doğru yöneldi.
 Arabayı çalıştırdığında binanın önündeki adam sese doğru başını çevirdi. " Yunusun arabası değilmiydi bu?" Diye Yılmaz düşündü. Araba arkasından geçtiğinde onun izine bakıp "az önce binadan çıkan adam binmedi mi bu arabaya?" diye sordu kendi-kendine. Tabi ki Yunusdu. Kime gelmiş olabilirdi ki bu vakit bu binaya?
Tabi ki Kerimana gelmişti. Gecenin bir yarısı Kerimanın evinden çıkıyordu. Demek ki doğruymuş, kulağı daha önce de çalmıştı Yunusun Kerimanı ziyarete geldiğini. Mahallede böyle haberler çabuk yayılıyordu. Yeniden birliktelermiş demek. Ama kimse bilmiyor.
- Metresi mi yaptı lan Kerimanı bu herif? - diye sesli konuşdu artık.
Sarhoştu Yılmaz. Bu gece her zamankinden de geç kapatmıştı kahveyi. Her geceki gibi evine giderken Kerimanın pencerelerini bir süre izliyordu.

Keriman yine kapıyı kitlemeden durduğu yerde kalmıştı. Düşünüyordu. Birşeyler yapmalıydı. Söyleyemedi. Cesareti yetmedi. Ama mutlaka yapıcaktı birşeyler. Yine çekip gidecekti. Yarından geç olmadan terkedicekti buraları. Samsuna da dönmeyecekti. Başka bir şehre gidecekti. Ama bu kez bir mektup bırakıp gidecekti. Ona bir mektup bırakıcaktı. Mektupta ne yazacağını henüz bilmiyordu. Ama anlatacaktı birşeyler. Onu bir kez daha cevapsız sorularla bir başına bırakmayacaktı. Öyle birşey anlatmalıydı ki Yunus Kerimanı bitirsin kendi içinde. "Evet, yeter bu bencillik. Bırak nefret etsin senden". Ona yıllar önce ihanet ettiğini yazacaktı. Böylece Yunus en azından başını daha büyük dertlere sokmazdı.
Tüm bunları düşünerek nihayet yerinden kıpırdadı. Eşyalarını toplamalıydı. Kararlıydı. Kapıyı kitlemek için ona doğru gitti. Elini uzattığında birinin önce kapıya vurduğunu sonra da açtığını gördü. Yunus olamazdı bu...

Keriman kendi isteğiyle çekip gitmemişti. Yunus bunu bu gece bir daha anladı. Keriman onu severek gitmişti. Bulacaktı. Mutlaka bulacaktı bu sorunun cevabını. Gerekirse Samsuna gidecekti. Evet Samsuna. Yarından geç olmadan oraya gidecekti. Herşeyi, herkesi sorgulayacaktı. İşini, okulunu, komşularını, arkadaşlarını... Bulmadan rahat yoktu ona derken birden durdu Yunus. Birşey unutmuş gibi hatırlamaya çalışıyordu. Ama ne? Neyi kaçırmıştı? Binanın karşısında gözlerini yukarıya dikmiş adam kimdi? Kime benziyordu? Yılmaz değil miydi o? Peki neden öyle durmuştu, kimin penceresine bakıyordu? Kerimanın mı? Keriman hiçbir zaman sevmemişti bu adamı. Yunus önceler buna hiç önem vermemişti, neden diye sormamıştı bile.
Bir anda tüm vücuduna sıcaklık yayıldı adamın. Arabayı durdurdu ve hızla geriye verdi...

Kapı açıldığında beliren yüz ve o yüzdeki ifade Kerimanı 9 sene öncesine götürdü yine. Var gücüyle kapıyı yüzüne kapatmaya çalıştı ama artık geçti. Yılmaz kendini içeri sokmuşdu. İğrenç içki kokusu yayıldı eve. Keriman:
- hemen evimden çıkmazsan polis çağıracağım, bütün komşuları ayağa kaldıracağım - dedi.
Yılmaz:
- noldu? Metres mi yaptı seni kendine? Ha? - diye ona yaklaştı. Ellerini ona uzattığında Keriman onu itti. İçkinin de tesirinden dengesini saklayamayıp yere düştü Yılmaz. Gülmeye başladı:
- demek seni buna layık gördü ha? Ama ben seninle evlenecektim, Keriman. Ev le ne cek tim! Ne o, parası mı çoktu? - dediğinde Keriman:
- yeter artık, bu kez hiçbirşey yanına kalmayacak" - deyip odaya doğru yönelmek istedi.

Yunus telaşla kapıdan içeri girdiği anda Yılmaz yıkıldığı yerden kalkıp hızla Kerimanın üzerine gidiyordu. Ama bir el, güçlü bir el onun saçlarından ve boynundan tuttuğu gibi duvara fırlattı. Yılmaz duvara tosladığında yüzünü çevirip Yunusa baktı.
 Gözlerindeki alevi gördü. Kahkahayla gülmeye başladı:

- eveeeet, Yunus beyimiz de geldi. - duvarın dibinde dizleri üstüne düşüp şokta olan Kerimana - bu muydu aşık olduğun adam? Haa? Senin o çok sevdiğin Yunusun seni kapatması mı yaptı? Ha? (Kahkahalara devam ediyordu) - ama geç kaldınız Yunus bey! Çok geç kaldınız. Keriman taaa 9 sene önce benim oldu. Duydun mu? Benim oldu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder