10 Nisan 2014 Perşembe

Vicdan - Senaryo (Azadali ) 2.bölüm.. 3.kısım

3 gün sonra

Kapı çaldığında Müfit açtı. Karşısındaki adam kadar şaşırdı:
- merhaba. Keriman evde mi?
O an mutfakta olan Kerimanla Gizem kapıya baktılar.
- misafirlerin var... Ben sonra gelirim...

-hayır-hayır, biz çıkıyoruz zaten. - Gizem gelenin Yunus olduğunu anlamışdı.
Keriman bu karı-kocaya baktı. Müfitin gitmek istediğinden emin değildi.Evlilikleri zor bir dönemden geçiyordu. Hatta boşanma aşamasına kadar gelmişlerdi. Ama yeniden denemeye karar vermişlerdi. Bir haftalık baş-başa tatil yapıcaktılar. O yüzden Canı Kerimana bırakmaya gelmişlerdi.

Yunus içeri geçti. Salona girdiğinde Can misafir geldiğini yenice farkedip koridora doğru koşuyordu. Yunusu görunce durdu.
Yunus sanki çocukla değil, büyük biriyle konuşuyormuşcasına bir edayla elini uzattı:
- naber Can bey?
- Merhaba Yunus amca - diye bir o kadar büyük bir edayla elini sıktı Can.
Yarim saat geçmedi ki, Gizemle Müfit vedalaşıp çıktılar.
O sürede Yunus Canın Gizemle Müfite anne-baba, Kerimana teyze diye hitab ettiğini görmüştü. Demek ki, doğurur-doğurmaz vermişti bu aileye çocuğunu. Bunu neden yaptığını hiçbir zaman sormayacaktı ona.
Misafirleri uğurladıktan sonra Keriman Yunusa birşeyler ikram etmek bahanesiyle mutfağa geçti. Yunus mutfağa girdiğinde Keriman yarım kalmış birkaç tane bulaşığı yıkıyordu. Ona taraf bakıp yeniden işine devam etti.
Yunus yakındaki duvara yaslanıp onu izlemeye başladı.
- bavulum senin arabanda kaldı - işine ara vermeden dillendi Keriman.
- biliyorum - sahte bir itinasızlıkla söyledi Yunus
- ihtiyacım var ona... Yani içindekilere....
- benim de... - bu kez itinasız olamadı adam.
Keriman nihayet elindekileri bırakıp ona taraf döndü. Evet... Açmıştı o bavulu Yunus. Yalnız açmakla da kalmamıştı...

O an Can girdi mutfağa:
- Keriman teyze, bilgisayarda çizgi filmi izleyebilir miyim?
Keriman zorla olsa da gözlerini Yunusdan ayırıp:
- tabi Can, şimdi geliyorum - deyip ellerini kurulamak için havluyu aldı.
- "Uçaklar" ı sever misin, "Uçaklar" ı? - Kerimandan önce harekete geçmek istedi Yunus.
Can neşeli bir şekilde:
- Evet, ben de onu izleyecektim zaten.
- e hadi gidelim o zaman beraber izleyelim. Hem bende merak ediyorum, izleyemedim hala.
Canın gözleri güldü Yunusun bu sözlerine. Mutfaktan çıkarken onları sessizce takipeden bir çift gözün sahibinin içindeki telatümlerden kimsenin haberi yoktu...

Keriman elinde tepsiyle salona girdiğinde öyle bir sahneye tanık oldu ki... İkisi de kanepede oturmuşlardı. Yunus bacaklarını sehpanın üzerine uzatmış, dizlerinin üzerinde bilgisayar, Cansa hafifce onun koluna yaslanmış filmi izliyorlardı.

Keriman boğuluyormuş gibi oldu. Sanki taş oturdu boğazına. Havası yetmiyordu. Yunusun kaşlarının altından onu izlediğinden habersiz tepsidekileri sehpanın üzerine bırakıp kendi odasına çekildi.
Tepsiyi halsizce yatağın üzerine bıraktı. Herşey daha farklı olabilirdi. Şu an Can Yunusun oğlu olabilirdi. Başkalarına değil kendilerine anne-baba diyebilird. Şimdi o filmi birlikte izleye bilirlerdi. Yapamıyordu. Hiçbir şey olmamış gibi yapamıyordu. Gidip onların yanında oturamıyordu bile. Gözlerinde yaşlar süzüldü.

Odanın kapısına yavaşça dokunup sonra içeri girdi Yunus. Yaklaşıp Kerimanın yanında oturdu. Baktı ona. Bir elini sırtına koydu kadının. Hafif sıvazladı. Bacaklarına dirseklenip elleriyle gözyaşlarını silen Keriman dikelip onun gözlerine baktı. Evet... Yunus onu anlamıştı. Sessizce okumuştu aklından, yüreyinden geçenleri. Sıkıca sarıldıları bir-birilerine. Ağladılar. Gözyaşlarına engel olmadan, hıçkırıklarını boğmadan ağladılar. Birlikte ağladılar.


1 hafta sonra

Kapı çaldığında akşam saat 7 ydi. Birini bekliyormuş gibi sabırsızca koridora koştu. Can yoktu. Bu sabah almışlardı onu annesiyle babası. Tatilden döndüklerinde Gizem sanki herşeyin yolunda olduğuna ikna edebilmişti kendini.
Müfitin de yüzünde aynı şeyleri okuyamamışyı ama yine de arkadaşı için sevinmişti Keriman.
Kapıyı açtı. Evet oydu. Önünde bavul, elleri cebinde kaşlarının altından yine o muzip bakışıyla bakıyordu ona:

- bavulunu getirdim - yüzünde tatlı bir gülümeme belirdi.
- gelsene - bu gelişe sevindiğini gizleyemeyen Keriman da gülümsedi.
Yunusu salona geçirip "şimdi geliyorum" diyerek mutfağa kaçtı. Ateşin üzerinden kendisi için hazırladığı yemeyi almayı unutmuştu. Yemek yanmıştı. Kokuyu mutfaktan çıkarmak için camı açtı. Tencereyi kovaya boşalttı. Yunus bu telaşı merak edip mutfağa geldi. Olanları anlayıp gülümsedi. Masanın üzerinden çerezden birkaç tane ağzına atıp sordu:

- yiyecek birşeyler var mı?
Keriman onunla dalga geçen adama gözlerini kıyarak gülümsedi:
- hazırlarım şimdi birşeyler.
- istersen dışarda yiyelim?
- hayır, gerçekten hemen hazırlarım birşeyler - deyip en kolay bildiği ve en iyi yaptığı yemeyi hazırlamaya koyuldu. Yunus o sürede onu yalnız bırakmadı. Bazen izledi, bazen gülümsedi ve en çok da telaşdan ve büyük ihtimalle yaptığı şeyleri Yunusun beğenip-beyenmeyeceği heyecanından kızarmış yanaklarına hayranlıkla baktı. Keriman için Yunusla birlikte yemek yapmak çok eğlenceli gelmişti. Birşey becermese de farklı yanaşmasıyla çok güldürmüştü onu.
Yemek hazır olduğunda Yunusun dolaplarda birşey aradığını farkeden Keriman sordu:
- ne arıyorsun sen ?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder