4 Nisan 2014 Cuma

Vicdan - Senaryo (Azadali ) 1.bölüm..2.kısım

Yunus bu titreyişi fark ettiğinde gelmekte ne kadar yanlış yaptığını anladı. Aniden gitmek istedi.
Ama Keriman o kadar güzeldi ki...
Bu gece her zamankindan daha güzel geldi ona aşık olduğu kadın.
 Özellikle de gözleri. O yorgun, kızarmış, hafif dolu ama yinede sıcacık bakan samimi gözler. Bakışları her zaman huzur vererdi Yunusa. Çok inanırdı o bu gözlere. Yine de ayıramıyordu kendi gözlerini onlardan.
 Şaşkın ve düşünceli şekilde yalnız bunu söyleye bildi:

- yo... yo... bir şey olmadı...

Çok garip ama bu bir kaç kelimeyle Keriman kötü bir şey olmadığına ikna olabilmişti ki, sakince geri çekilip onu kapıdan içeri davet etti:
- gel içeri...

Keriman içeri giren Yunusun arkasınca kapıyı kapatıp onun karşısına geçti ve yüzüne baktı. Yunus da ona bakıyordu.
 Ama bakışlarında bir telaş, bir huzursuzluk vardı.
Keriman bu bakışlardan mı, yoksa gece evin soğukluğundan mı ne
üşüdüğünü hissetti. Kollarını önünde kapattı. Ne yapacağını bilemedi.
Eve mi davet etseydi? Kahve mi ikram etseydi? Gecenin bu vakti evine gelen beklenmeyen ama hem de en çok özlenen bu misafire nasıl davranmalıydı. Bir süre böyle bakıştılar ne söyleyeceklerini bilmeden.

 Birden Yunus dillendi:
- ya, kusura bakma gece-gece seni de korkuttum - dedi ve durdu.
birşeyler söylemek istediği belliydi.
Nihayet söyledi:
- seni rüyamda gördüm de ben...

Evet, yalnız bu kelimeler çıka bildi ağzından, ama bu bile Kerimanın içinde bir yıkım yaşamasına yetti. Öyle bir sarstı ki bu kelimeler kadını. Çaresi olsaydı, hıçkırarak ağlayabilirdi şu an.
 "Ben bu adama naaptım?" diye geçirdi içinden.
 "Neden döndüm ben, neden alt-üst ettim hayatını?
Gecenin bir yarısı beni rüyasinda gördüğü için kalkıp buralara kadar geliyor. Naaptım ben? Naaptım?" diye sorularla içini kemirerek öyle bakakalmıştı karşısındaki adama. Gözlerindeki yaşlar her an taşabilirdi. Bir kelime bile söyleyemedi, ne gördün diye soramadı.

 Kaç dakika öyle kaldılar bilmiyordu, ama Yunus galiba bu sessizlikten usanmıştı ki:
- özür dilerim... Üşüdün sen, git yat - dedi ve hızla kapıdan çıktı.

O çıkar çıkmaz Keriman gözyaşlarını serbest bıraktı. Arkasındaki
duvara yaslanıp yine kendi-kendine sormaya başladı. Napabilirim ben? Bu adamın kalbini rahatlatmak için napabilirim? Yine kaçıp gitsem mi? Ya herşeyi söylesem mi? Nasıl söylesem? Daha beter olmaz mı? Nasıl kurtarsam Yunusu bu kabustan? Nasıl hafifletsem yükünü? Nasıl kapatsam yarasını?

Yunussa Kerimanın kapısından giden merdivenlerden hızla indi.
Diğer merdivenlere geçmek istediğinde bir an kapıya baktı.
 Keriman kapıyı kitlememişdi henüz. Kapı yarım açık kalmışdı.
Bakakaldı öylece yarımaçık kapıya. Gitmek istedi burdan, ayakları kitlendi. İnemiyordu aşağı. Ne kadar öyle durdu bilmiyordu ama ayakları onu yeniden yukarı götürdü. Kapıya bakarak yavaş adımlarla yukarı çıkıyordu.
Yetişdiğinde durdu, eliyle onu aralayıp sakince içeri girdi.
Gözleri bir çift yaşlı gözle buluştu. Kadın duvara yaslanıp kalmışdı öylece.
Yunusu gördüğünde şaşkın ama yine de ağlak yüzle dikeldi ve
sakince sordu:
- ne gördün rüyanda?

Bu soru yetmişti. Yunusun hızlıca Kerimana doğru adımlayıp ona tam gücüyle sarılmasına yetmişdi. Öyle bir sarılmışdı ki, 9 sene önce isteyip de sarılamadığı gibi.
Keriman bir an ne olduğunu anlamadı, herşey o kadar aniden oldu ki. Yunus yüzünü onun boynuna gömdüğünde, sıcak nefesini teninde hissettiğinde anladı.
 Yunus ona sarılmışdı... Evet o kadar zaman sonra Yunusun kolları
arasındaydı yine. O da sevdiğine sarıldı. Bir az böylece kaldılar.
Sonra Yunus başını kaldırdı, bir elini Kerimanın belinde tutup,
diğerini yanağına koydu. Ne kadar sıcaktı. Keriman da başını kaldırıp onun gözlerine baktı. Yunus kadının bütün yüzünü inceledi.
 Ağlamaktan şişip kızarmış dudaklarında durdu bakışları ve ... Öptü...
Yunus Kerimanı öptü. Öyle büyük bir özlemle, öyle büyük bir tutkuyla öptü ki, Keriman biranlık kendinden keçeceğini sandı.

Ne kadar uzandı bu öpücük, bir saniye mi, bir dakika mı?
Yok yok, zaman kavramı kalmamıştı bu gece. Herşey durmuştu.
Yalnızlardı artık. Kimse yoktu. Hiçbirşey olmamıştı. Sadece o vardı.
 Sadece ikisi vardı.

Yunus dudaklarını ayırdığında diğer elini de Kerimanın o biri yanağına koyup kadının yüzünü iyice kavradı.
Gözlerine baktı. Kendi gözleri de dolmuştu. Boğazı düğümlenmişti.
Sormalıydı. O soruya bu gece bir cevap almalıydı.
 Sorup sormama arasında bir süre tereddüt etti ama yine de dillendi:

- neden gittin?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder