15 Nisan 2014 Salı

Vicdan - Senaryo (Azadali ) 3.bölüm.. 3.kısım

- hiç mi nefret etmedin?

Buraya oturduklarından nerdeyse 15 dakika geçiyordu Keriman bu soruyu sorduğunda. Bu sakin ve serin yaz akşamında sahilde yürürken kumsallıkta oturdukları yerden kalkıp gitmeye hazırlanan bir çifti yanlarındaki ateşi söndürmek istediğinde görüp öylece bırakmalarını rica etmişlerdi. Onlar gittikten sonra ateşin yanında yerlerini aldılar.
Keriman önde Yunus arkadan ona sarılmış yüzü denize taraf oturup bir süre denizi dinlemişlerdi. Yakındaki açık bir bardan akustik gitarın eşliğinde şarkılar sesleniyordu. Kerimanın elleri kendisini sarmış kolların üzerinde geziniyordu. Bu huzurlu ortamın büyüsünden uyanmak biraz zor gelmişti Yunusa:
- canım?
- hiç mi nefret etmedin benden? - büyüyü bozduğu için pişman olmuştu ama bunları konuşmaya en çok Yunusun ihtiyacı olduğunu düşündüğü için tekrar etti Keriman.
- belki gülüceksin ama... ben gitmene hiçbir zaman inanmadım ki... Hep o... O ... kapıyı açıp geliceksin gibi bir his vardı... Sanki biryerlerde hep bir "sen" vardın.. Biryerlerde hep vardın... Belki bu yüzden çok kızamadım sana... İnsan kendisini terkettiğine inanmadığı sevgilisine nasıl kızabilir ki... Kendime bile itiraf edemiyordum bunu... Aslında buna ne ad verilir bilmiyordum bile, beklemek mi, umut mu, saplantı mı? Bilmiyorum... Ama olmadı bir türlü... Çok çalıştım, olmadı... Aksine ikna edemedim kendimi...

Sevdiyi adam konuştukça kulağında onun ılık nefesini hissediyordu Keriman... Bu sıcaklığı duydukça şirin bir rüyaya dalıcak kadar uzaklaşıyor, içindeki "ben" yeter, daha fazla zorlama diyordu... Ama devam etmeliydi... Bu konuşma çok geç olmadan baş tutmalıydı:
- seni çok büyük hayal kırıklığına uğrattım - vicdanının sesini dindiremiyordu Keriman. Yunusun kollarını bırakıp kendi parmaklarıyla oynuyordu.

- değil... Öyle değil... Senin gibi bir kadın... Yani senin gibi kadın yalnız böyle davranırdı, aynısını yapardı belki de... Asıl ben kendimi büyük hayal kırıklığına uğrattım... Önceden anlamalıydım... Aklım nerdeydi benim? Farketmeliydim... O herifin sana olan .... Anlamalıydım...
- Yunus, ... - başını kaldırıp ona baktı Keriman.
- O zaman yaptıklarımı düşündükçe şimdi ısrar ettim diyemiyorum..
- hayır... - bu kez ona taraf döndü artık.
- Gerekirse aylarca kapında yatmalıydım - gözlerini bir noktaya dikip kendine olan aylarca, hatta yıllarca birikmiş kızgınlığın hala yalnız görünen kısmını paylaşıyordu.
- Yunus, yapamazdın...
- evet, o zaman, yani sen bana o gün öyle bakarken imkansız gelebilirdi... Ama şimdi... Herkesten hesap sormalıydım! Herkesi karşıma dizip... Anlardım, gözlerinin içine bir-bir baksaydım anlardım...
- yapma, Yunus, yapma bunu kendine.... - elini onun yanağına koydu.
- Hayatım boyu yaptığım, yapmadığım hiçbir şeyden pişman olmadım...

Keriman Yunusu dinledikçe, yeniden kızarmış gözlerine, kireç kesilmiş yüzüne baktıkça onun hala iyi olmadığını bir daha farkedebiliyordu... Böylelikle bu konuşmayı başlattığı için hem kendine hak kazandırıyor, hem de pişman oluyordu. Hak kazandırıyordu, çünki Yunusun bunu şimdiye kadar ve böyle devam ederse bundan sonra da hiçkimseyle paylaşmayacağını biliyordu. İçini dökerse rahatlayacağından emindi. Pişman oluyordu çünki kendisini yarı yolda bırakmış kadına olan kozgınlığını, onun yüzünden çektiyi acıları paylaşıcak derken yine kendini suçluyordu bu adam. Onun canını yeniden acıtıyordu ve buna dayanmaya güç bulamıyordu kendinde. Hala onun yanağında olan elini sakallarında gezdirerek gözünün içine baktı:
- Yunus, rica ediyorum, hatta yalvarıyorum... Bu yalnış düşünceleri çıkar aklından. Senin vicdanın temiz.... Nolur... Benim kendi vicdanımı temizlememe 10 sene yetmedi... O yüzden sakinleştir vicdanını... Yoksa bunun altından çıkamayız biz... - bir az ara verdi, elini onun yüzünden çekti, yine parmaklarıyla oynamaya devam etti

- Gülüceksin dedin ama söylediklerini benden daha iyi anlayacak birini tanımıyorum... Hala neden bu kadar güçsüz, cesaretsiz, hatta korkak davrandım diye soruyorum kendime... Ama cevabı da basit: çünki korkaktım, çünki cesur değildim... Keşke daha cesur olsaydım diyorum hep... - yine durdu, başını kaldırıp Yunusun yüzüne baktı. Devam etmek zorundaydı - Ama bunun sonu yok, çünki biz biziz, anlamıyor musun? Yani şimdiki aklımız olsaydı belki yine aynısını yapardık, Yunus. O yüzden yeter bence... - yine denize taraf döndü.
Biraz sustuktan sonra:
- Denizi duyuyor musun? Bırakalım ona herşeyi... Alıp götürsün...

İhtiyacı olduğu kısa bir sessizlikten sonra:
- Keriman, ... biz çok fazla zaman kaybettik... Daha fazlasını kaybetmeyelim... - diyerek birkaç hafta önce ertelemeyi lazım bildiği konuya yeniden dönmek istedi Yunus.
Ama yine olmadı. Bilerekten mi yapıyordu Keriman, yoksa zihinaltı bir içgüdü müydü onu her seferinde Yunusun evlilik teklifini dile getirmesinin karşısını almaya iten? Bilmiyordu...
- şarkıyı duyuyor musun? - bu soruyla kesmişti onun sözünü Keriman.
Aynı bardan büyük olasılıkla rusyalı turistler için akustik gitarda
 DDT adlı meşhur bir rus rock grubunun  (eto vsyo)
şarkısı sesleniyordu (dinle: http://youtu.be/rjp9w1EyT5o)

- Ne diyor o şarkıda biliyor musun? "eto vsyo, şto ostanetsa posle
menya,"- yani bunlar, giderken bırakıcaklarımdır..., "eto vsyo, şto
vozmu ya s soboy" - bunlarsa, kendimle götürüceklerim...
- çevirdikçe aslında daha farklı algılanmalı olan sözlere tam da ihtiyaçları olan bir anlamı verebildi Keriman. - Bırakalım burda bırakmak istediklerimizi, Yunus. Götürmek istediklerimizi de alalım giderken...
- Güzelmiş... - bir süre dalıp şarkının dalgalarla, dalgaların ateşin dilleriyle sohbetini dinledi Yunus.
Birden önemli birşeyi kaçırmış gibi sordu:
- Hem sen nerde öğrendin rusçayı bakiyim? Önceler bilmiyordun?
Keriman güldü:
- beyefendi, bunca zaman hep yeyip yattığımı mı düşündünüz siz? Bir bilseniz hele neler yaptım ben?
- öyle mi? Konuşun bakalım o zaman, neler yaptınız, hanfendi... - İkisi de gülüyordu artık.
- tamam ... - diyerek yeniden ona taraf döndü, yerini rahatladı ve hevesle konuşmaya başladı Keriman.

Bu yıllar boyunca kaybettiklerinden değil, kazandıklarından konuşuyorlardı artık. Deniz, gitar sesi ve ateşin kıvılcımları etraflarını sararak koruyordu sanki tüm kötü düşüncelerden.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder