o öfkeyle ablasının evine doğru, koşarcasına gider.. merdiveni ikişer
ikişer,çıkıp .. nefes nefese zile basar.. müge kapıyı açınca da..
keriman-- ablamı çağır ,bana..
müge-- teyzee.. gelsene..
keriman-- gelmeyeceğim.. çağır..
müge-- (kısık sesle )çağırmayım.. emre, sevgi teyze,ziya amca,amcam,dedem var.. emre hastaneden taburcu olmuş, evine gitmeden buraya gelmişler.. ".. bunalmıştım..aptallık yaptım,özür dilerim "diyor.. çiçek,tatlı getirmişler ama emrenin baskısıyla geldikleri belli.. sevgi teyze,ben gitmedim diye tavırlı.. "oğlu ölümden dönmüş,nişanlısının ziyarete bile gelmemesini anlayamıyormuş.. kavga etmişiz de,hassas emre dayanamamış..ama maaşallah,bende hiç birşey yokmuş.."
annem arayı yumuşatmaya çalışıp.."emreye olur böyle şeyler ,güçlü olacaksın.. her sıkıntıda,dağılacak olsak evin yolunu bulamazdık oğlum "derken.. sevgi teyzeyle bir garipler.. birbirlerine,laf sokuyorlar.. "küçücük evin içindeki çiçekler.. gece ,sağlığa zararlıymış..tabi sen nereden bileceksin diyip aşağıladı,annemi.. annemde "sevgiciğim.. sonradan görme demesinlerde,bilmiyor desinler" dedi..
dedem ayrı alem,amcam ayrı.. ziya amcayla ,babamı değil de..
belgeselde seyrettikleri ayıları konuşuyorlar..
kış uykusuna yatıyorlarmış da.. dedem,amcama benzediklerini söyledi..
ben aklımı kaçıracağım teyzee.. yemin ederim,kaçıracağım..
keriman-- aklın olmadığı için,endişe etme.. kaçıramazsın.. geldiğimi
söyleme.. ablamı ararım,ben.. kapat hadi...
dönüp,iner basamakları..
****************
evine doğru,omuzları düşmüş.. ağır ağır yürürken.. boğazına
düğümlenmiş,hıçkırıkları bastırmaya çalışıyordur aslında..
hava buz gibi olduğundan..kimsecikler yoktur .. sokak lambaların
loş ışığında.. demir kapının önündeki basamağa .. üstünde biriken karlara aldırmadan ,oturur.. mügenin,ablasının çaresizliği
öyle dokunmuştur ki.. göz yaşları ,yanaklarından akıyordur artık..
içindekileri boşaltmak istercesine ,sessiz hıçkırıklarla ağlar ağlar,ağlar..
çantasını ,mendil almak için açınca.. telefonunu görür.. gizem delirmiştir şimdi diye düşünerek, arar.. yüzünü gözünü siliyordur, bir yandan da..
gizem-- kerimann.. neredesin,sen.. öldüm meraktan..saat sekiz oldu..
keriman-- (ağladığını belli etmemeye çalışarak ) burası,İstanbul.. eve
kolay gelinmiyor.. bir arkadaşın yakını vefat etmiş..üzüldük,ağladık..
arayıp haber de veremedim,kusura bakma.. beş dakikaya,gelirim..
siz ne yapıyorsunuz..
gizem-- ne yapalım valla.. oturuyoruz canla.. müfitin arkadaşları aramış.. onlarla buluşmaya gitti.. çok ısrar etmişler.. gece de,kalacakmış..
bir davaları vardı, karar çıkmış.. yarın sabah, Samsuna gitmesi gerekiyormuş kısmet işte.. gece biz ,tek döneceğiz.. aldı valizini,gitti.. sana selamı var..
keriman-- aa,yarın mı .. izin aldın, sanmıştım ben.. off ya..
gizem-- kızım niye geldiğimizi,biliyorsun.. amaç beraber olmaktı..
gelirsen,olacağız.. bir sofra kurmuşum ki.. on kişi ağırlayabilirdik.. ama kısmeti olan gelir,ne diyelim..
keriman-- (gülümseyerek )ben dört kişilik yerim, canım..
gizem-- hah hah hah..
keriman-- canımm.. böyle içten güldüğünü duymak,çok güzel..
gizem-- hayatın anlamsızlığını, fark ettiğimden bu yana gülmeyi öğrendim.. hadi çabuk gel ,sana bomba gibi haberlerim var..şok olacaksın..
keriman-- tamam...
.jpg)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder