28 Mart 2014 Cuma

Vicdan resimler 6

6 yorum:

  1. Burda birinci resim sanırım 1. bölümden Zafer ve Elifle akşam yemeyi sahnesindendir. Abi-kardeşin evlilik teklifi için baskı yaptıkları, daha doğrusu yapmaya yeltendikleri sahne :) orda bir daha hayran olmuştum Yunusa, hiçkimsenin hiç bir zaman hiç bir nedenle onu yapmak istemediği şeyi yapmaya mecbur edemeyeceğini anlamışdım. Bu karakteri tanımaya, anlamaya izin veren ilk sahne diyebilirim belki de

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet :) kerimanın gidişinden sonraki birkaç yıl lay lay yaparak
      geçirip.. elifle nasıl bir araya geldiklerini,şartlarını merak ediyorum bende.. yani,aşk birlikteliği olmadığı..ve çok kopuk olduklarıydı..bize gösterilen.
      artık,bizim yazdıklarımızda,bizce cevap bulmaya çalışacağız ,çaresiz..

      Sil
  2. Aslında bizi böyle sorularla hep baş-başa bırakması değil miydi bu diziyi bu kadar güzel yapan?) kendi hayal gücümüze dayanarak cevaplar bulmamıza mecbur etmesi... İzledikçe bize sunulan o boşlukları hayallerimizde doldurmak, yetmeyen kısımları bulup yerine koymak çok ilginç geliyordu... Başka dizide insanlara eminlikle "işte bu" dedirtecek hikayeyi bile bize "belki de bu değil" diye izlettiriyordu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sana tamamen katılıyorum :) bizim açımızdan,hiç sorun yok zaten..özgünlüğü,çok cazipti. fakat dizinin devam etme kriterine karar verenler ve seyirci (şablonların dışına çıkamayan kitleyi kast ediyorum ) algılayamadı..

      Sil
  3. psikolojik savaş da denebilirdi o yemekteki konuşmaya :) adam nasıl da pes etmedi, nasıl derler, burnundan kıl aldırmadı :) bu duruşu, karşısındakileri kırmak istememeyi ama kendinden de ödün vermemeyi oynamak, insana onun yerinde kendisiymiş gibi hissettirmeyi başarmak da ayrı bir konu tabi...

    YanıtlaSil
  4. Zafer aklınca bu yolla Yunusu evlilik tarihini belirlemeye ikna edecek ve böylelikle kardeşiyle evlilik kararını kesinleştirmesini garantileyecek :) (Yunusu iyi tanıyor mu bu adam?) :

    ...
    Zafer: ... yoksa bundan sonra sana enişte mi desem ha?
    Yunus: ne zaman gidiyorsun Almanyaya?
    ....
    Z: na zaman yapıyoruz nikahı?
    Y: valla işte, işleri yoluna koyalım, yapacağız canım..
    Z: işler yolunda zaten ortak, sen işleri merak etme. Bu yüzden nikahı ertelemeyin siz (Yüzündeki o siniredici gülümseme hiç eksik olmuyor).
    Y: noldu ya? ... Tamam, tamam belirleyeceğiz bir tarih...(ve tüm bunları söylerken verilen aralar, yüz ifadeleri, istemsiz gülümsemeler....)
    Z: tamam, hadi, belirleyelim şimdi...
    Y: şimdi sırası değil bence (artık yüzünde o zorunlu gülümseme de yok).
    Z: sırası değil ne demek, Yunus? Koyalım bir tarih, ne gerekiyorsa yapalım, değil mi?
    Y: konuyu kapatalım mı? Ha? Bunu konuşmanın yeri burası değil...
    Z: yeri neresiyse orda konuşalım, Yunus (yemekte başından beri hissedilen gerginlik gittikçe daha da artıyor). Evlenmekten vazgeçtiniz de benim mi haberim yok yoksa ha?
    Y: yok öyle birşey, abi, nerden çıkarıyorsun?
    Z: sorun ne öyleyse?
    Y: ya yok, sorun morun yok...
    Z: ama varmış gibi davranıyorsun (bu baskı daha da itici oluyor)...
    Y: (gözleri etrafta garson arıyor) bakarmısın? (Ve Yunus sinirini daha fazla saklayamıyor) uzatıyorsun...
    Z: asıl sen uzatıyorsun, zaten evlenmeyecekmisiniz? Belirleyelim işte şimdi bir tarih. ne var bunda?
    Y: burda mı belirleyelim?
    Z: evet... Evet... Yanlış mı konuşuyorum?
    Y: yanlış konuşmuyorsun, değişik konuşuyorsun! Dos-doğru konuşmuyorsun! Bu konuyu ofiste de konuşabilirdik...yemeye çağırıp lokmaları ağzıma dizmenin alemi yok!!!

    Ve tüm bunlara sessizce seyirci kalan Elifin bakışları altından ve böyle bir psikolojik savaştan sağ çıkıp bu samimiyyetsiz ortamı terkediyor Yunus....

    YanıtlaSil